Caletos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Caletos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eylül 2026 Perşembe

YENİŞAR’DA KELT/GALAT İZLERİ: KALE-KÖY YERLEŞİM MODELİ, BÖLGE TOPONİMİSİ VE ETİMOLOJİK KATMANLAR

Mehmet DEMİRTAŞ

Özet

Bu çalışma, Isparta’nın Yenişarbademli ilçesindeki antik Kaledos (Geledos) Kalesi ile Muma (Gölkonak) köyü ekseninde, Hellenistik ve Roma Dönemlerinde Beyşehir Gölü çevresinde varlık gösteren Kelt/Galat topluluklarının coğrafi, toponimik ve dinsel izlerini incelemektedir. Çalışmada, Kaledos Kalesi’nin Muma köyü üzerindeki kesintisiz görsel hâkimiyeti -ki bu durum günümüzde aynı noktada bulunan Yangın Gözetleme Kulesi ile stratejik sürekliliğini korumaktadır- Galatların yüksek tepelerdeki kalelerde yaşayıp ovadaki halkı denetlediği ve sığınak olarak kullandığı tipik Kelt oppidum (müstahkem yerleşim) modeli çerçevesinde değerlendirilmektedir. Adbilimsel (onomastik) açıdan Kaledos isminin, Antik Galya’daki Caletes kabile adıyla ve Ön-Keltçedeki kalet- ("sert, inatçı") köküyle olan dilbilimsel bağı; halkın dış adlandırma (eksonim) mekanizması ve dinsel alanda Mercurius ile bağdaştırılan Caletos tanrı ilahı/epiteti üzerinden açıklanmaktadır. Muma yer adı ise, Güney Portekiz’deki Abóboda steli üzerindeki MÖ 5. yüzyıl Keltçe taş yazıtta (Mumā = "süt anne/besleyen tanrıça") ve 18. yüzyıl İrlanda topografya kayıtlarında (Muma = "Büyük Ananın Kutsal Yeri") tespit edilen veriler ışığında, Galatların Anadolu’daki Kibele (Ana Tanrıça) kültü ile kendi dillerindeki kavramsal örtüşmesi (Interpretatio Celtica) bağlamında ele alınmaktadır. Elde edilen bulgular, Yenişar bölgesindeki yer adları ve kale-köy yerleşim örüntüsünün ardında çok katmanlı bir Kelt/Galat kültürel mirasının bulunduğunu göstermektedir.

Anahtar Kelimeler: Galatlar, Kelt Toponomisi, Kaledos Kalesi, Muma, Yenişarbademli, Oppidum, Etimoloji ve Eksonim

1. GİRİŞ

Hint-Avrupa kökenli bir halk olan Galatlar, MÖ 278’de Tolistobogiler ve Trocmiler, ardından Tektosaglar olmak üzere Trakya üzerinden Anadolu’ya geçerler. Toplam sayıları yaklaşık 30 bine ulaşan bu topluluklar, ilk on yıl boyunca yerleşik hayata geçmeyerek Batı Anadolu şehirlerini vergiye bağlarlar. Suriye Kralı I. Antiokhos ile yaptıkları Filler Savaşı’nı (MÖ 268) kaybettikten sonra orta Anadolu’daki Kuzey Phrygia topraklarına yerleşmeyi kabul ederler. Tektosaglar Ankyra (Ankara) çevresine, Trocmiler Kızılırmak’ın doğusuna (Tavion), Tolistobogiler ise Pessinus (Ballıhisar) merkezli batı alanına yerleşirler. Yerleştikleri bu topraklara Galatya adı verilir.

MÖ 189’da Roma Konsülü Manlius’un Galatia üzerine yürümesi ve MÖ 188 Apameia Antlaşması ile bölgenin dengeleri değişir. Pisidia’nın bir bölümü ile Phrygia, Bergama Krallığı’na verilir. MÖ 169-166 arasında Galatların Bergama’ya karşı başkaldırıları sırasında Pisidia’daki Amblada’ya (Seydişehir/Kızılca köyü) kadar geniş bir alanda etkili oldukları görülür. Kaya (2006, s. 365), III. Makedonya Savaşı (MÖ 172-168) sonrasında Beyşehir Gölü çevresinin Bergama kontrolünden çıkıp Galat denetimine girdiğini; Pisidia’da bulunan bir gümüş sikkedeki Galatların komutanı Solovettius ile kimliklendirilen Soloetou yazıtı ile Keltçe isim içeren diğer Pisidia yazıtlarının bu durumu doğruladığını belirtir. Bu Kelt/Galat etkisi en azından I. Mithridates Savaşı’na (MÖ 90-85) kadar sürer.

MÖ 39’da Marcus Antonius, bölge asayişini sağlamak ve Parth tehdidine karşı tampon oluşturmak amacıyla Pisidia ve Phrygia Paroreios’u Galat aristokrat Amyntas’a verir. Amyntas, Pisidia’daki eşkıyalığı bastırıp dağlar arasındaki bereketli toprakları ele geçirir ve buralara toprağı işleyen binlerce savaşçı yerleştirir (Lequenne, 1991, ss. 129-130). Amyntas’ın MÖ 25’te ölümüyle, Yenişar’ı da içeren Galatya, Roma eyaletine dönüştürülür.

2. MÜSTAHKEM YERLEŞİM MODELİ (OPPİDUM) VE KALEDOS KALESİ

Yenişar’ı çevreleyen dağlardaki Antik Çağ kaleleri (Mındıras, Kestel, Kaledos/Geledos, Asar, Doğdu, Ortatepe, Dede, Maltepe, Aktepe, Çataltepe) bir bütünlük içinde bölgeyi kontrol etmektedir (Karaca, 2006, ss. 22-23). Bu yapı, Galat soylularının köylere hâkim yüksek tepelerdeki kalelerde yaşadığı ve buraların halk için sığınak (oppidum) işlevi gördüğü Kelt yerleşim tarzıyla tam uyum sergiler (Magie, 1950, ss. 454-455, 732).

Ovadaki Muma köyünün tepedeki Kaledos (Geledos) Kalesi’nden doğrudan gözetlenebiliyor olması bu tipik Kelt modelini yansıtır (Resim 1). Nitekim günümüzde Kaledos Kalesi'nin bulunduğu tepe üzerinde bir Orman Yangın Gözetleme Kulesi'nin bulunması, bu noktanın hem ovayı hem de çevre ormanlık hatları kesintisiz gören stratejik hakimiyetinin çağlar boyunca (müstahkem kaleden yangın kulesine) kesintisiz devam ettiğini göstermektedir (Resim 2).

3. KALEDOS / CALETES ETİMOLOJİSİ VE DIŞ ADLANDIRMA (EKSONİM)

Kaledos ismi, Antik Galya’da (günümüz Normandiya bölgesinde) yaşamış olan Kelt kabilesi Caletes ile büyük paralellik gösterir. Ön-Keltçede kalet- kökü "sert, inatçı, sarsılmaz" demektir (Koch, 2006, ss.332-333). Antik yazarlar bu boyu Caleti, Caletes, Galetos, Galletos, Kaletous biçimlerinde kaydetmişlerdir (Falileyev, 2007).

Caletes kabile adının yanı sıra, Kelt dinsel panteonunda da bu kök mevcuttur. Keltolog Edward Anwyl (1906, s. 39), Antik Galya’da Roma tanrısı Mercurius ile bağdaştırılan Keltik tanrı unvanları/adları arasında "sert/sarsılmaz" anlamına gelen Caletos ismini saymaktadır. Dilde çoğul kabile adı olan Caletes ("sert insanlar") kavramı, yerel mekân veya yapı adlandırmasında tekil-eril Caletos / Kaledos ("sert/sarsılmaz kale/yer") formunu almıştır.

Bu adlandırmanın mekanizması, toplumsal adbilim (onomastik) açısından iki yönlü açıklanabilir:

a)    İç Adlandırma (Endonim): Anadolu’ya gelen Tectosages kabilesi adını Celtica’daki aynı adı taşıyan kabileden almıştır. Trocmiler ve Tolistobogiler ise adlarını önderlerinden almışlardır (Strabon; akt. Mac Congail, 2007, s. 299).  O halde, bunların gerçek birer kabile olmayıp değişik kabilelere mensup insanlardan oluştukları ve bu insanlar arasında yer alan Caletes mensuplarının, inşa ettikleri kaleye kendi kökenlerini yaşatmak adına Caletos adını verdikleri söylenebilir.

b)    Dış Adlandırma (Eksonim): Tıpkı Normandiya’daki bölgeye komşu toplulukların ve antik yazarların Caletes adını vermesi veya Anadolu'da halkın yapılara Ceneviz Kalesi, Gavur Hamamı, Tatar Köyü demesi gibi; çevredeki yerel ahali de tepede konuşlanan savaşçı Kelt grubunun etnik kimliğini bildiği için burayı "Caleteslilerin Kalesi" (Kaledos / Geledos) olarak adlandırmış olabilir. Anadolu Türkçesindeki k/g ses değişimiyle kelime günümüze Geledos olarak da ulaşmıştır.

4. MUMA (GÖLKONAK) YER ADI VE ANA TANRIÇA KÜLTÜ

Yenişar Ovası’nın ortasında yer alan ve Kaledos’tan gözetlenen en eski köy Muma’dır. Erdoğru (2006, s. 205), Beyşehir Sancağı’nda tespit edilen Türkçe olmayan yer adlarından Muma’nın milattan önceki dönemlere kadar gerileyebileceğini ifade eder.

Kelt dillerinde ve epigrafisinde Muma/Mumā sözcüğü doğrudan "anne", "süt anne/besleyen" ve mitolojik olarak "Toprak Ana / Egemenlik Tanrıçası" ile ilişkilidir.

a)    Epigrafik Kanıt (Portekiz / Abóboda Yazıtı): Keltolog John T. Koch, Güney Portekiz’de bulunan MÖ 6.-5. yüzyıla ait Abóboda 1 steli üzerindeki Tartessos/Güneybatı Keltçe yazıtını çözümlerken, metindeki Mumā sözcüğünü dişil tekil isim olarak tespit etmiş; bunu doğrudan "süt anne/besleyen anne" (nourricière) ve "savaş meydanındaki savaşçıyı/kuşu besleyen Savaş Tanrıçası" olarak çevirmiştir (Koch, 2012, s. 84). Bu kayıt, Muma kelimesinin antik Kelt dünyasında doğrudan bir tanrıça/ana sıfatı olarak taş üzerine kazındığının en somut kanıtıdır.

b)    Tarihsel-Folklorik Kayıtlar: 18. yüzyıl İrlanda antikite araştırmacısı William Beauford (1786, s. 397), The Ancient Topography of Ireland adlı eserinde Muma (veya Moma) sözcüğünü Eski Keltçede doğrudan "Büyük Ananın yeri veya kutsal alanı" (the place or sanctuary of the great mother) olarak tanımlamakta ve Druid ritüel merkezleriyle ilişkilendirmektedir.

c)     Mitolojik Süreklilik: İrlanda edebiyatında da Muma (Mór Muman), toprağın bereketini ve egemenliği temsil eden ana tanrıçadır (Beck, 2009, ss. 139,243,245; Everett-Heath, 2019). Galatlar Anadolu’ya geldikten sonra Pessinus merkezli Ana Tanrıça Kibele tapıncını derinlemesine benimsemişlerdir. Muma isminin kökeninde Anadolu'nun yerel dil tabakalarındaki (Luvi/Pisid) sescil öğeler bulunsa dahi, bölgeye yerleşen Galatların yerel Kibele kültü ile kendi dillerindeki Muma ("Büyük Ananın Yeri / Besleyen Ana") kavramını anlamsal ve dinsel olarak eşleştirdikleri (Interpretatio Celtica) değerlendirilebilir.

5. SONUÇ

Tarihsel veriler Hellenistik ve Roma Dönemlerinde Yenişar ve çevresinde bir Galat/Kelt varlığının bulunduğuna işaret etmektedir. Kaledos (Geledos) ismi etnik/mitolojik Caletes/Caletos köküyle; Muma ismi ise Kelt dünyasındaki Mumā (Büyük Ana Tanrıça / Kutsal Alan) kavramıyla dilbilimsel ve epigrafik açıdan açıklanabilmektedir. Şüphesiz bu etimolojik ve toponimik hipotezlerin nihai doğrulaması, Kaledos ve Muma çevresinde gerçekleştirilecek arkeolojik yüzey araştırmaları ve kazılarla mümkün olacaktır.

KAYNAKÇA

Anwyl, Edward. (1906). Celtic Religion in Pre-Christian Times. London: Archibald Constable & Co. Ltd.

Beauford, William. (1786). The Ancient Topography of Ireland. İçinde Colectanea de rebus hibernicis (Cilt III, ss. 249-426). Dublin: Luke White.

Beck, Noémie. (2009). Goddesses in Celtic Religion, Cult and Mythology: A Comparative Study of Ancient Ireland, Britain and Gaul [Yayınlanmamış doktora tezi]. Université Lumière Lyon 2.

Erdoğru, Mehmet Akif. (2006). Osmanlı Yönetiminde Beyşehir Sancağı (1522-1584). İstanbul: IQ Kültür Sanat Yayıncılık.

Everett-Heath, John. (2019). Munster (Muma). İçinde The Concise Dictionary of World Place-Names (5. Baskı). Oxford: Oxford University Press.

Falileyev, Alexander. (2007). Caletes. İçinde Dictionary of Continental Celtic Place-names. Aberystwyth University.

Karaca, Veli. (2006).  Belgelerle Yenişar. Isparta: Kardelen Sanat Yayınları.

Kaya, M. Ali. (2006). Roma İmparatorluk Döneminde Beyşehir Gölü Çevresi. İçinde 1. Uluslararası Beyşehir ve Yöresi Sempozyumu Bildiriler Kitabı (ss. 365-370). Konya: Selçuk Üniversitesi

Kaya, Mehmet Ali. (2011). Anadolu'da Galatlar ve Galatya Tarihi. Konya: Çizgi Kitabevi.

Kaya, Mehmet Ali. (2012). Keltlerin Anadolu'ya Göçü: Göç Nedenleri, Yoları ve İlk On Yıl. İçinde Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı (Sayı 13, ss. 1–16).

Koch, John T. (2006). The Calidones. İçinde J.T. Koch (Ed.), Celtic Culture: A Historical Encyclopedia (Cilt I, ss. 332-333). Santa Barbara: ABC-CLIO, Inc. 

Koch, John T. (2012). Tartessian as Celtic and Celtic from the West: both, only the first, only the second, neither. İçinde D. Le Brise, Aires Linguistiques Aires Culturelles. Études de concordances en Europe occidentale: zones Manche et Atlantique (ss. 77-92). Brest: Centre de Recherche Bretonne et Celtique / Université de Bretagne Occidentale.

Lequenne, Fernand. (1991). Galatlar. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi.

Mac Congail, B. (2007). Belgae Expansion into South Eastern Europe and Asia-Minor (4th – 3rd c. BC.).  İçinde PRAE. In Honorem Henrieta Todorova (ss. 295-302). Sofya: National Archaeological Institute with Museum, Bulgarian Academy of Sciences.

Magie, David. (1950). Roman Rule in Asia Minor to the End of the Third Century After Christ (Cilt I-II). Princeton: Princeton University Press.

 

Resim 1: Kaledos/Geledos Kalesi’nden Muma/Gölkonak köyünün görünüşü (Alaaddin Kaya’nın Facebook paylaşımından)

 

Resim 2: Kaledos/Geledos Kalesi'nin bulunduğu tepedeki Orman Yangını Gözetleme Kulesi (Alaaddin Kaya’nın Facebook paylaşımından)

CELTIC/GALATIAN TRACES IN YENİŞAR: THE FORTIFIED CASTLE-VILLAGE SETTLEMENT MODEL, REGIONAL TOPONYMY, AND ETYMOLOGICAL STRATA

Mehmet DEMİRTAŞ

Abstract

This study examines the geographical, toponymic, and religious traces of the Celtic/Galatian populations present around Lake Beyşehir during the Hellenistic and Roman periods, focusing on the axis of the ancient Kaledos (Geledos) Castle and the village of Muma (Gölkonak) in the district of Yenişarbademli, Isparta. The direct and uninterrupted visual command of Kaledos Castle over Muma -a strategic advantage whose continuity is maintained today by the active Forest Fire Lookout Tower at the same site- is evaluated within the framework of the typical Celtic oppidum (fortified settlement) model, wherein Galatian nobles resided in hilltop strongholds while overseeing lowland agricultural communities. Onomastically, the connection between the name Kaledos and the ancient Gaulish tribal name Caletes, rooted in Proto-Celtic kalet- ("hard, stubbborn"), is explained through the mechanics of exonymic naming and the divine Celtic name/epithet Caletos, associated with Mercury in Roman Gaul. Furthermore, the toponym Muma is analyzed in light of a 5th-century BC Celtic stone inscription from the Abóboda stele in southern Portugal (Mumā = "foster-mother/nourishing goddess") and 18th-century Irish antiquarian records (Muma = "Sanctuary of the Great Mother"), highlighting an Interpretatio Celtica wherein the Galatians synthesized the indigenous Anatolian Cybele (Mother Goddess) cult with their native linguistic heritage. The findings demonstrate that a multi-layered Celtic/Galatian cultural heritage underlies the place-names and fortified settlement patterns of the Yenişar region.

Keywords: Galatians, Celtic Toponymy, Kaledos Castle, Muma, Yenişarbademli, Oppidum Settlement Model, Etymology and Exonyms.

1. INTRODUCTION

The Galatians, a people of Indo-European origin, crossed into Anatolia via Thrace in 278 BC, initially in two tribes (Tolistobogi and Trocmi), followed shortly by a third (Tectosages). Reaching a total population of approximately 30,000, these tribes did not settle permanently for the first decade. During this period, they pillaged regions in western Anatolia divided by lot and subjected local cities to tribute. It was only after their defeat by the Syrian King Antiochus I in the "Battle of the Elephants" (268 BC) that they agreed to settle in northern Phrygia in central Anatolia under a negotiated peace. According to the results of another lot, the Tectosages settled around Ancyra (Ankara), the Trocmi east of the Kızılırmak River centered at Tavium, and the Tolistobogi in the area west and southwest of Ancyra centered at Pessinus. This territory came to be known as Galatia, meaning the "land of the Galatians".

Following the Battle of Magnesia in 190 BC, Roman General Manlius marched upon Galatia in 189 BC, inflicting a severe defeat on the Galatians. Under the Treaty of Apamea (188 BC), the Seleucid Kingdom lost its sovereignty north of the Taurus Mountains, and parts of Pisidia and the whole of Phrygia were granted to the Kingdom of Pergamon. Between 169 and 166 BC, the Galatians repeatedly revolted against Pergamene rule, spreading their influence southwest as far as Amblada (Seydişehir/Kızılca village) in Pisidia. Kaya (2006, p. 365) states that following the Third Macedonian War (171–168 BC), the area surrounding Lake Beyşehir passed from Pergamene control into Galatian dominance; he further notes that this is confirmed by the Soloetou inscription on a silver coin found in Pisidia, which is identified with the Galatian commander Solovettius, as well as by other Pisidian inscriptions containing Celtic names. This Galatian presence persisted at least until the First Mithridatic War (90–85 BC).

In 39 BC, Marcus Antonius granted parts of Pisidia and Phrygia Paroreios to the Galatian aristocrat Amyntas with the title of "king" to secure public order and establish a buffer zone against Parthian incursions. Amyntas cleared Pisidia of brigandage, seized fertile intermontane valleys, and settled thousands of land-cultivating warriors in these territories (Lequenne, 1991, pp. 129-130). Upon Amyntas' death in 25 BC, the Kingdom of Galatia -including the region of Yenişar- was annexed to Rome as a province of the same name.

2. THE FORTIFIED SETTLEMENT MODEL (OPPIDUM) AND KALEDOS CASTLE

The ancient castle ruins situated on the mountains surrounding Yenişar (Mındıras, Kestel, Kaledos/Geledos, Asar, Doğdu, Ortatepe, Dede, Maltepe, Aktepe, and Çataltepe) control the region as a unified system (Karaca, 2006, pp. 22–23). This layout strongly mirrors the typical Celtic settlement model (oppidum), where Galatian nobles resided in hilltop fortresses overlooking agricultural villages, serving simultaneously as refuges for the rural population (Magie, 1950, pp. 454–455, 732).

The direct visual command that Kaledos (Geledos) Castle maintains over the lowland village of Muma perfectly embodies this Celtic pattern (Image 1). Furthermore, the presence of an active Forest Fire Lookout Tower atop Kaledos Hill today underscores the uninterrupted strategic continuity of this vantage point -from an ancient hilltop stronghold to a modern monitoring outpost- offering an unobstructed 360-degree view of both the plain and the surrounding forested ridges (Image 2).

3. ETYMOLOGY OF KALEDOS / CALETES AND EXONYMIC NAMING

The name Kaledos exhibits a striking parallel with the Caletes, an ancient Celtic tribe of Gaul (in present-day Normandy). In Proto-Celtic, the root kalet- denotes "hard, stubborn, or steadfast" (Koch, 2006, pp.332-333). Classical authors recorded this tribal name as Caleti, Caletes, Galetos,Galletos and Kaletous (Falileyev, 2007).

Beyond tribal ethnonyms, this root is also attested in Celtic religious contexts. Celticist Edward Anwyl (1906, p. 39) lists Caletos ("the hard/steadfast") among the most prominent Celtic divine epithets associated with Mercury in Roman Gaul. Linguistically, while the plural tribal form Caletes translates to "the hard people," the singular masculine form Caletos / Kaledos functions as a localized place-name meaning "the steadfast/fortified castle or place."

This naming process can be understood through two sociological mechanisms of onomastics:

a)    Endonymic Naming: The Tectosages tribe that arrived in Anatolia derived its name from the tribe of the same name in Celtica, whereas the Trocmi and Tolistobogi took their names from their leaders (Strabo; cited in Mac Congail, 2007, p. 299). It can therefore be said that these groups were not genuine tribes in their own right but were composed of individuals from various tribes, and that members of the Caletes -who were among them- named the fortress they constructed Caletos to perpetuate their own origins.

b)    Exonymic Naming: Just as neighboring populations in Normandy designated the region after the Caletes, or as local Anatolian Turkish tradition applies descriptive names like Ceneviz Kalesi, Gavur Hamamı or Tatar Köyü, the surrounding indigenous population -aware of the Celtic garrison's identity- referred to the site as "the Castle of the Caletes" (Kaledos / Geledos). Through standard phonetic shift (k→g) in Anatolian Turkish, the name has survived locally as Geledos.

4. THE TOPONYM MUMA (GÖLKONAK) AND THE MOTHER GODDESS CULT

Muma, situated in the center of the Yenişar Plain and visible from Kaledos, represents the oldest surviving village in the district. Erdoğru (2006, p. 205) indicates that non-Turkish place-names in the Sanjak of Beyşehir, such as Muma, likely date back to pre-Christian antiquity.

In Celtic languages and epigraphy, the root Muma/Mumā is directly linked to "mother," "foster-mother/nourisher," and mythologically to the "Earth Mother / Goddess of Sovereignty".

a)    Epigraphic Evidence (Portugal / Abóboda Inscription): Celticist John T. Koch, in analyzing the Tartessian/Southwestern Celtic inscription on the Abóboda 1 stele (6th–5th century BC) from southern Portugal, identified the term Mumā as a singular feminine noun, translating it directly as "foster-mother/nourisher" (nourricière) and contextually as the "War Goddess who nourishes the warrior/bird on the battlefield" (Koch, 2012, p. 84). This inscription provides concrete ancient epigraphic proof of Mumā utilized as a divine/matronly title on stone.

b)    Historical and Folkloric Records: The 18th-century Irish antiquarian William Beauford (1786, p. 397), in The Ancient Topography of Ireland, defined Muma (or Moma) from Old Celtic as "the place or sanctuary of the great mother" (Mam moi), associating it with sacred Druidic ritual sites.

c)     Mythological Continuity: In early Irish literature, Muma (Mór Muman) embodies the sovereign goddess of fertility, land, and legitimacy (Beck, 2009, pp. 139,243,245; Everett-Heath, 2019). Upon their arrival in Anatolia, the Galatians deeply assimilated the worship of the Great Mother Goddess Cybele centered at Pessinus. Even if the place-name Muma contains pre-existing Anatolian (Luwian/Pisidian) phonetic substrata, it is highly plausible that the settling Galatians synthesized the local Cybele cult with their native concept of Muma ("Sanctuary of the Great Mother / Nourishing Mother") through a process of Interpretatio Celtica.

5. CONCLUSION

Historical and epigraphic data strongly suggest a Galatian/Celtic presence in and around Yenişar during the Helenistic and Roman periods. The toponym Kaledos (Geledos) can be explained through the Celtic tribal/divine root Caletes/Caletos, while the name Muma aligns linguistically and epigraphically with the Celtic concept of Mumā ("The Great Mother/Sacred Sanctuary"). Ultimately, the definitive verification of these etymological and toponymic hypotheses awaits future systematic archaeological surveys and excavations in the vicinity of Kaledos and Muma.

REFERENCES

Anwyl, Edward. (1906). Celtic Religion in Pre-Christian Times. London: Archibald Constable & Co. Ltd.

Beauford, William. (1786). The Ancient Topography of Ireland. In Colectanea de rebus hibernicis (Vol. III, pp. 249-426). Dublin: Luke White.

Beck, Noémie. (2009). Goddesses in Celtic Religion, Cult and Mythology: A Comparative Study of Ancient Ireland, Britain and Gaul [Unpublished doctoral dissertation]. Université Lumière Lyon 2.

Erdoğru, Mehmet Akif. (2006). Osmanlı Yönetiminde Beyşehir Sancağı (1522-1584). İstanbul: IQ Kültür Sanat Yayıncılık.

Everett-Heath, John. (2019). Munster (Muma). In The Concise Dictionary of World Place-Names (5th Ed.). Oxford: Oxford University Press.

Falileyev, Alexander. (2007). Caletes. In Dictionary of Continental Celtic Place-names. Aberystwyth University.

Karaca, Veli. (2006).  Belgelerle Yenişar. Isparta: Kardelen Sanat Yayınları.

Kaya, M. Ali. (2006). Roma İmparatorluk Döneminde Beyşehir Gölü Çevresi. In 1. Uluslararası Beyşehir ve Yöresi Sempozyumu Bildiriler Kitabı (pp. 365-370). Konya: Selçuk Üniversitesi

Kaya, Mehmet Ali. (2011). Anadolu'da Galatlar ve Galatya Tarihi. Konya: Çizgi Kitabevi.

Kaya, Mehmet Ali. (2012). Keltlerin Anadolu'ya Göçü: Göç Nedenleri, Yoları ve İlk On Yıl. In Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı (Issue 13, pp. 1–16).

Koch, John T. (2006). The Calidones. In J. T.  Koch (Ed.), Celtic Culture: A Historical Encyclopedia (Vol. I, pp. 332-333). Santa Barbara: ABC-CLIO, Inc.  

Koch, John T. (2012). Tartessian as Celtic and Celtic from the West: both, only the first, only the second, neither”. In D. Le Brise, Aires Linguistiques Aires Culturelles. Études de concordances en Europe occidentale: zones Manche et Atlantique (pp. 77-92). Brest: Centre de Recherche Bretonne et Celtique / Université de Bretagne Occidentale.

Lequenne, Fernand. (1991). Galatlar. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi.

Mac Congail, B. (2007). Belgae Expansion into South Eastern Europe and Asia-Minor (4th – 3rd c. BC.).  İn PRAE. In Honorem Henrieta Todorova (pp. 295-302). Sofia: National Archaeological Institute with Museum, Bulgarian Academy of Sciences.

Magie, David. (1950). Roman Rule in Asia Minor to the End of the Third Century After Christ (Vol. I-II). Princeton: Princeton University Press.

 

Image 1: View of Muma/Gölkonak village from Kaledos/Geledos Castle (from Alaaddin Kaya’s Facebook post)

Image 2: Forest Fire Lookout Tower atop Kaledos/Geledos Hill (from Alaaddin Kaya’s Facebook post)


26 Temmuz 2016 Salı

GÖLKONAK (MUMA) KÖYÜ TARİHİ

            Isparta/Yenişarbademli ilçesine bağlı olan Gölkonak köyünün eski ismi Muma’dır. Bu ad Türkçe olmadığı düşünülerek 1960’lı yıllarda kaldırılmıştır.
            Gölkonak köyü, tarihi Pisidia bölgesinde yer almaktadır
            Pisidia bölgesi, Eski Taş Çağı’ndan itibaren ovalarda ve doğal yükseltiler üzerinde sürekli bir yerleşmeye sahne olmuştur (Özsait, 1985: 149). Gölkonak köyünün yer aldığı Yenişar’da bilinen en eski yerleşme yeri Beyşehir Gölü kenarındaki Tol’dur. Buradaki yerleşmeler Geç Yeni Taş Çağı’na kadar gider (Bahar, 2011: 190).  Farklı yükseklikteki tepeler üzerinde de Antik Çağ’dan kalma 10 adet kale kalıntısı bulunmaktadır (Karaca, 2006: 22, 23). Bu kalelerden birinin adı Kaledos ya da Geledos’tur (Erdem, 1935: 254 ; Karaca, 2006: 22). Kaledos, Keltçede “sert/katı insanlar” anlamına gelen ve klasik kaynaklarda yer ismi olarak da geçen Caletos ile neredeyse aynıdır. (Falileyev, 2007) Tarihsel gerçekler de Kaledos’un Helenistik Dönem’de Galatlar/Keltler tarafından kurulmuş olabileceğini düşündürmektedir. Nitekim III. Makedonya Savaşı’ndan (MÖ 171-168) sonra Doğu’da güçlü bir krallık istemeyen Roma, kendisine savaşta yeterince destek vermediği bahanesiyle Bergama Krallığı’na karşı Galatları koruyan bir politika izlemiş ve Bergama hâkimiyetini Galatların lehine azaltmaya çalışmıştır. Bergama Kralı II. Attalos’un kral olmadan hemen önce (MÖ c. 160) Ambladalılara yazmış olduğu mektup, Pisidia’da bulunan bir gümüş sikkedeki Galatların komutanı Solovettius ile kimliklendirilen Soloetou yazısı  ve yine Pisidia’da ele geçirilen Keltçe isimlerin yer aldığı yazıtlar, Roma'nın izlediği bu politika sonucunda, Beyşehir Gölü çevresinin Bergamalıların denetiminden çıkıp Galatların denetimi altına girmiş olabileceğini gösteren kanıtlardır (Kaya, 2006: 365).          
            Bölge sakinleri, Büyük İskender’in ölümünden sonra ortaya çıkan karışıklık ve eşkıyalık nedeniyle, Hellenistik Devir’de (MÖ 330-30), tarih öncesi devirlerdekinin aksine, yüksek dağlar üzerinde kurdukları tahkim edilmiş şehirlerinin içine çekilmişlerdir (Özsait, 1985: 149). Bu dönemde Tol’da da yerleşme kesintiye uğramıştır (Bahar, 2011: 190). Ancak eşkıyalık ortadan kaldırılıp barış sağlandıktan sonradır ki Pisidia’da yeniden ovalık kesimde yerleşme yerleri kurulmuş, sosyal, ticari ve kültürel hayat canlanmıştır (Özsait, 1985:150). Bu da Roma himayesindeki Galat kralı Amyntas sayesinde mümkün olmuştur (Lequenne, 1991: 130). MÖ 39’da, Pisidia, Phrygia Paroreios ve Kilikia'nın bir bölümü, Romalı komutan Marcus Antonius tarafından kral ünvanı ile birlikte Amyntas’a verilmiştir (Kaya, 2011: 128). O da, önce Pisidia’yı haydutlardan temizleyerek güvenliği sağlamış, sonra da tarım ve hayvancılık faaliyetlerini başlatmıştır (Lequenne, 1991: 130). MÖ 25 yılında öldüğünde sahip olduğu ve içinde Yenişar’ın da bulunduğu Galatya krallığı Roma’ya bağlanmış ve aynı adı taşıyan bir eyalete dönüştürülmüştür (Kaya, 2011: 132).
           Muma köyü Yenişar Ovası’nın tam ortasında kurulmuştur. Eskiden kale içinde olduğunu gösteren bir emare de yoktur. Bu da onun, Pisidia’da huzur sağlandıktan sonra, yani Amyntas’ın krallığı sırasında ya da Roma Dönemi’nde kurulmuş olabileceğini akla getirmektedir; ancak Helenistik Devir’de kurulmuş ve güvenliğinin tüm Yenişar Ovası’na hâkim konumda bulunan Kaledos Kalesi’ndeki savaşçılar tarafından sağlanmış olabileceğini de göz ardı etmemek gerekir. Zira Galat soyluları özellikle yüksek tepelerde kurulmuş, sahip oldukları köylere hâkim kalelerde yaşıyorlardı (Maggie, 1950: 454-55).  Bu kaleler aynı zamanda köylerde yaşayanlar için de bir sığınma yeri görevi görüyorlardı (Maggie, 1950: 742).
Muma sözcüğü Türkçe olmamakla birlikte Rumca da değildir. Ancak “Muma”nın Galatların dili Keltçede karşılığı vardır. Çeşitli kaynaklarda ona “yerlilerin yurdu”, “büyük ananın yeri ya da ülkesi”, “ana”, “bakıcı ya da besleyici anne” gibi çeşitli anlamlar yüklenmiştir (Demirtaş, 2016). Ayrıca,  Muma, aile adı, yer adı ve tanrıça adı olarak Keltlerin yaşamış olduğu diğer coğrafyalarda da karşımıza çıkmaktadır (Demirtaş, 2015).
            Osmanlı Dönemi’nden kalma Ocak 1664 tarihli bir şeriye mahkemesi belgesi de Muma’nın Türklerin gelişinden önce kurulduğunu göstermektedir. Belgenin başında  şu satırlar yer almaktadır:
            “Husûs-ı  âti’l beyan ki mahallinde istimâ’ı iltimâs olunmağın sâb-ı şer’den [doğrusu savb-ı şer]  bu fakîr ve zeyl-i kitabda mestûru’l esâmî olan müslimîn ile Kaşaklı Kazâsına tâbi’ Muma nâm karye kurbunda Aşağı Kenise nâm karyede vâki’ Musalar Çayırı dimekle ma’rûf mevzi’e varılıb akd u meclis-i şer’ olundukda…”1
                Bu günümüz Türkçesine şu şekilde çevrilebilir:
            “Aşağıda anlatılacak olan konunun yerinde dinlenilmesi istendiği için Mahkeme’den bu fakir ve ekte isimleri yazılmış olan Müslümanlar ile Kaşaklı kazasına bağlı Muma köyü yakınındaki Aşağı Kenise köyünde bulunan Musalar Çayırı denilen yere varılıp Mahkeme kurulduğunda…”
    Yukarıdaki satırlardan Muma'nın yakınında Aşağı Kenise denen bir köyün olduğu anlaşılmaktadır. “Kenise”  Arapçada “kilise” anlamına geldiğinden, Aşağı Kenise ya da Aşağı Kilise’nin, o tarihte değilse de –zira 15. ve 16. yüzyıl tahrir defterlerinde Muma’da hiçbir gayrimüslim gözükmemektedir- geçmişte bir Hristiyan köyü olduğu açıktır. Yeri de köy mezarlığının bitişiğindeki Taşlıarım mevkidir. Bugün tarım alanı olan bu mevki Aşağı Mahalle’nin hemen yanı başındadır. Bu mahallenin orta yerinde halk arasında Tekke denilen etrafı çevrili küçük bir mezarlık vardır. Bu mezarlık aslında bir zamanlar burada faaliyet gösteren Şeyh Hacı İbrahim bin Mustafa bin Süleyman Zâviyesi’nin mezarlığıdır. Bu Zâviye’ye Karamanoğulları Beyliği'nin kurucusu olan ve 1256-1261 yılları arasında hüküm süren Karaman Bey tarafından mukarrernâme verildiği Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kuyud-ı Kadime Arşivi’nde 584 numarada kayıtlı 1583 tarihli vakıf defterinde yer alan şu ifadelerden anlaşılmaktadır: 
“Vakf-ı zâviye-i Şeyh Hacı İbrahim bin Mustafa bin Süleyman, der karye-i Muma tâbi-i nâhiye-i Yenişehir min nevâhi-i el-medinetü’s Süleymaniye el-Eşrefiyye el-ma’rufeti, ber mûceb-i vakıfnâme-i şer’iyye, el-muvarrah be-tarih-i sene hamse ve sittin ve semanmie ve ber mûceb-i mukarrernâme-i Karaman Beğ hâkim-i sabık-ı vilâyet-i Karaman ber mûceb-i Defter-i Atîk.” (Erdoğru, 1989: 314).
Bu ifadeler günümüz Türkçesine şu şekilde çevrilebilir:
“Eski Defter gereği Karaman vilayetinin eski hâkimi Karaman Bey’in mukarrernâmesi gereği ve 865 [miladi 1460] tarihi ile tarihlendirilmiş şer’iyye vakıfnâmesi gereği, Beyşehir’in nahiyelerinden Yenişehir nahiyesine bağlı Muma köyünde, Süleyman oğlu Mustafa oğlu Şeyh Hacı İbrahim Zaviyesi Vakfı.”
Erdoğru (1994: 98), pek çok köyün ve mahallenin zâviyeler etrafında geliştiğini söylemektedir. Bunun Muma için de geçerli olduğu, Türklerin Yenişar’a yerleşmeye başladığı bir zamanda kurulan Hacı İbrahim Zâviyesi’nin etrafında göçerlerin yerleşmesiyle, kadim Muma’nın yanında yeni bir köy oluştuğu anlaşılmaktadır. Geçmişte Muma’ya “Çatal Muma” denmesi de, onun bu şekilde yan yana iki yerleşmeden oluşmuş olmasından dolayı olmalıdır.
 Zâviyelerin iki temel amacı vardır. Bunlardan biri, İslam dinini öğretmek ve yaymak; diğeri ise kendi bölgelerinden gelip geçenlere her türlü yardımı sağlamaktır (Erdoğru, 1994: 97). Hacı İbrahim Zâviyesi’nin, Türklerin bölgeye yerleşmelerinden önce de var olan kadim Muma’nın hemen yanı başında kurulmuş olması, amacın, sadece Müslümanlara dinlerini öğretmekle sınırlı olmadığını, fakat aynı zamanda onu gayrimüslimlere de öğretmek ve yörenin İslamlaşmasını sağlamak olduğunu göstermektedir. Nitekim 15. ve 16. yüzyıl tahrir defterlerinde Muma’da hiçbir gayrimüslim kaydına rastlanmamaktadır. Zaten 16. yüzyılın ilk yarısından itibaren bölgenin Türkleşmiş ve İslamlaşmış olması nedeniyle, Orta Anadolu zâviyelerinin önemi azalmış ve bazı zâviye binaları harabe halini almıştır (Erdoğru, 1994: 99).
            Muma’nın içinde bulunduğu Beyşehir bölgesi Selçuklular, Karamanoğulları ve Eşrefoğullarından sonra Hamitoğullarının eline geçmiştir (Erdoğru, 2006: 39). Bölge, Hamitoğlu Hüseyin Bey tarafından Akşehir, Yalvaç, Beyşehir, Seydişehir ve Şarkikaraağaç’ın 80.000 altına I. Murat’a satılmasıyla 1381’de Osmanlıların olmuştur. Osmanlılarla Karamanoğulları arasındaki mücadelede sık sık el değiştiren Beyşehir, Fatih Sultan Mehmet tarafından 1466’da kesin olarak Osmanlı topraklarına katılmış ve Karaman eyaletinin bir sancağı haline getirilmiştir.
           Muma ile ilgili ilk yazılı belgeler Osmanlı Dönemi’ne aittir. Yörenin Osmanlı egemenliğine katılmasından hemen sonra yapılan ilk sayımı içeren ve Mehmet Akif Erdoğru tarafından 1466 Tarihli Akşehir Mufassal Defteri adıyla 2015 yılında yayımlanan Tahrir Defteri’nde (MM 241) yer alan Muma’ya ilişkin bilgiler defterin günümüze tam olarak ulaşmaması nedeniyle çok eksiktir. II. Bayezid Dönemi’ne ait olan ve Erdoğru (2006: 24) tarafından 1507'ye tarihlendirilen 40 no.lu Tahrir Defteri'nde (TT 40) Muma sakinlerinden Hacı İbrahim oğlu Abdi’nin Ebu Eyyub soyundan geldiği ve öşürden başka vergilerden muaf olduğu belirtilmiştir (Konyalı, 1991: 145). Bu tarihte Muma’daki yetişkin erkek nüfusu 73, hane sayısı 57’dir2 (Erdoğru, 2006: 365). 1524 yılına gelindiğinde bu sayılar sırasıyla 101 ve 70’e ulaşmıştır (Erdoğru, 2006: 365).
            1583 yılında III. Murad tarafından hazırlattırılan Beyşehir Sancağı İcmal Defteri’ne göre sancaktaki 270 timardan 14’ü Muma’nın bağlı olduğu Yenişehir nahiyesinde bulunuyordu. Bu 14 timarın toplam geliri 50330 akçeydi. Köyler arasında timar sayısı ve geliri açısından, toplam 12000 akçe geliri olan 3 timara sahip Muma başta geliyordu. Timar geliri olarak onu sırasıyla Şehirköy, Kurucaova, Yenice, Bademli, İsrailler ve Malanda izliyordu. Hoyran ve Kürdler’de ise o sırada timar yoktu.
            Mehmet Akif Erdoğru tarafından Beyşehir Sancağının 1584 Tarihli Nüfus Sayımı adı altında yayımlanan Defter-i Mufassal-ı Livâ-i Beyşehir (KK 137) adlı defter Muma hakkında nispeten daha ayrıntılı bilgiler içermektedir. Bu defterde, köyde oturan 188 yetişkin erkeğin vergi statüleri ile birlikte adları yazılıdır (Erdoğru, 2004: 213-215). Yetişkin erkek sayısından hareketle, Muma’nın o tarihteki hane sayısı 113, toplam nüfusu 565 olarak tarafımızca tahmin edilmiştir (Demirtaş, 2017).  Hasıl yani vergi geliri, kalemler üzerinden ve toplam olarak gösterilmiş olup köyden alınacak toplam vergi 13000 akçedir. Bunlardan başka, Hacı İbrahim Zâviyesi (Tekkesi) ile Ebu Eyyub El-Ensarî soyundan geldikleri resmen kabul edilen 8 yetişkin erkeğin adları defterde kayıtlıdır. 
            1844 tarihli Temettuat Defteri’ne göre Muma’da 41 hane reisi vardır. Bunlardan 32’si çiftçi, 2’si hizmetkâr, 1’i imam, 2’si yaşlı ve engelli, 2’si askerde, 2’sinin de mesleği bilinmiyor (Muşmal, 2005: 366, 372, 373). Köyde sanayi ve ticaretle uğraşan kimse yoktur (Muşmal, 2005: 368 ). İşlenen toplam tarım arazisi 377,5 dönümdür (Muşmal, 2005: 381). Hane başına gelir 621,63 kuruş, köyün toplam geliri ise 25487 kuruştur (Muşmal, 2005: 378 ). Bu rakamlar, hem nüfusun hem de işlenen arazinin 16. yüzyıla göre çok büyük miktarda azaldığını göstermektedir.
            Muma, Yenişar’daki en eski köy olması nedeniyle başlangıçta geniş bir araziye sahipti. Yeni köylerin kurulmasıyla bu arazi küçüldü. Nitekim Veli Karaca’nın Belgelerle Yenişar adlı kitabında sunduğu belgelerden, Muma ile özellikle Kurucaova ve Hoyran köyleri arasında yüzyıllara yayılan arazi anlaşmazlıklarının olduğu, bu son iki köyün, arazilerini Muma aleyhine genişlettikleri anlaşılmaktadır.
            Muma köyünün Osmanlıdan günümüze kadar içinde yer aldığı idari yapı da yine Karaca’nın sunduğu belgelere ve yaptığı yorumlara dayanılarak aşağıdaki şekilde özetlenebilir: Muma’nın bağlı olduğu Yenişehir nahiyesi 1609-1698 arasında Kaşaklı kazasına bağlıdır (Karaca, 2006: 63). Daha sonra Beyşehir kazasına bağlanmıştır. 1766 yılında Yenişehir nahiyesi kaldırılmış, yöreye Yenişar denmeye başlanmıştır (Karaca, 2006: 67). Beyşehir’e bağlı Yenişar köylerinin adaletle ilgili işlerine Kaşaklı kadısı bakmıştır (Karaca, 2006: 67).
            Alaaddin Keykubat zamanında kurulan Şarköy ya da Şehirköy’ün sakinleri sonradan kurulan Bademli, Kurucaova, Yenice ve Hoyran köylerine peyder pey göçmüş, 1766’da burada sadece 5 hane kalmış, bunların da 4’ü Hoyran’a 1’i de Muma köyüne taşınınca Şehirköy tamamen ortadan kalkmıştır (Karaca, 2006: 68).
            Yenişar, 1819-1868 yılları arasındaki belgelerde Konya sancağına bağlı bir kaza olarak geçmektedir. (Karaca, 2006: 78) Kaza merkezi başlangıçta Hoyran, daha sonra Bademli olup 1847’de Bademli’de kadılık da kurulmuştur (Karaca, 2006: 70-72).
            1868’de Yenişar’ın kazalığı kaldırılarak tekrar nahiye yapılmıştır (Karaca, 2006: 76). 1872’de Bademli ile Hoyran arasında çıkan bir arazi anlaşmazlığı yüzünden Bademli, Yenice, Muma ve Kürdler, Şarkikaraağaç’a bağlanmışlardır (Karaca, 2006: 77). Bunlar 1874’e kadar Yenişar nahiyesi içinde kalmışlar, bilahare ayrı ayrı köyler haline gelmişlerdir (Karaca, 2006: 77, 78).
            1920’de Yenişar tekrar Beyşehir’e bağlı bir nahiye olmuştur. Isparta’nın vilayet olup Şarkikaraağaç’ın oraya geçmesiyle birlikte Bademli, Kürdler, Yenice ve Muma dilekçe vererek, yedi ay Beyşehir yönetiminde kaldıktan sonra, tekrar Şarkikaraağaç’a bağlanmışlardır (Karaca, 2006: 100).
            20 Mayıs 1990’da Yenişarbademli ilçe yapılmış ve Gölkonak köyü de oraya bağlanmıştır (Karaca, 2006: 101).  Bugün bu ilçenin tek köyü Gölkonak’tır.


Mehmet Demirtaş
Ankara, Temmuz 2016
(6 Ekim 2017 tarihinde yeniden gözden geçirilmiştir)


1 Merhum Veli Karaca 2006’da yayımladığı Belgelerle Yenişar adlı kitabına Muma’da bulunan 1664 tarihli şeriye mahkemesi belgesinin (hüccet) özetini koymuştur (Sayfa 58). Bu kitap basıldıktan üç yıl sonra, 2009 yılında, oğlu Mümtaz Karaca, babasından kalan elindeki belgeleri bir öğrencisi vasıtasıyla tanıdığı Osmanlı Arşiv Uzmanı Mustafa Mert’e  gönderip okutmuş ve onları henüz yayımlanmamış olan 1637-2010 Günümüze kadar Yenişar Bademli İlçesi ve Belgeleri- Transkripsiyon ve Özetleri adını verdiği bir kitapçıkta toplamıştır.  Bu alıntının yapıldığı transkripsiyonun kaynağı o kitapçıktır.

2 İ. H. Konyalı (1991: 125, 145), Âbideleri ve Kitâbeleriyle Beyşehir Tarihi adlı kitabında 40 no.lu Tahrir Defteri’nin II. Bayezid Dönemi’ne ait, fakat tarihsiz olduğunu belirterek deftere göre Muma’nın nefer (yetişkin erkek) sayısını 69, hane sayısını 60 olarak vermektedir. Bunlar, Erdoğru’nun (2006: 24, 365) bizzat 1507’ye tarihlendirdiği aynı deftere dayanarak verdiği sayılarla -73 nefer, 57 hane- uyuşmamaktadır.



KAYNAKLAR

Bahar, Hasan.  “Beyşehir Çevresinin Erken Tarihi”.  Meydan, A. (Ed.). Bilim ve Doğa ile Başbaşa 12 Gün-Beyşehir Doğa Eğitimi içinde. Ankara: Maya Akademi Yayınevi, 2011, 159-190.

Erdem, Tahir. “Yenişar II”. Ün - Isparta Halkevi Mecmuası 2/18 (1935), 254-256.

Erdoğru, Mehmet Akif. Beyşehir Sancağı İcmal Defteri. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1988.

Erdoğru, Mehmet Akif. XV. ve  XVI. Yüzyıllarda Beyşehir Sancağı (1466- 1584). Yayınlanmamış Doktora Tezi, Ankara, 1989.

Erdoğru, Mehmet Akif. “Karaman Vilâyeti Zâviyeleri’’. Tarih İncelemeleri Dergisi IX (1994), 89-158. 

Erdoğru, Mehmet Akif.  Beyşehir Sancağının 1584 Tarihli Nüfus Sayımı (Beyşehir-Seydişehir-Bozkır). İzmir: Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, 2004.

Erdoğru, Mehmet Akif.  Osmanlı Yönetiminde Beyşehir Sancağı (1522-1584). İstanbul: IQ Kültür Sanat             Yayıncılık, 2006.

Erdoğru, M. Akif. 1466 Tarihli Akşehir Mufassal Defteri (Metin ve İnceleme). Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2015.
Demirtaş, Mehmet. “1584 Tarihli Nüfus Sayımı Verilerine Göre Muma Köyü”, 2017. http://mehmet-demirtas-2.blogspot.com.tr/2017/10/1584-tarihli-nufussayimi-verilerine_2.html

Demirtaş, Mehmet. “Muma Adı Üzerine Bir Araştırma II: Yeni Bulgular”, 2016. http://mehmet-demirtas-2.blogspot.com.tr/2016/04/muma-adi-uzerine-bir-arastirma-ii-yeni.html

Demirtaş, Mehmet. “Muma Adı Üzerine Bir Araştırma”, 2015. http://mehmet-demirtas-2.blogspot.com.tr/2015/04/muma-adi-uzerine-bir-arastirma.html

Falileyev, Alexander. “Caletes.” Dictionary of Continental Celtic Place-names . Aberystwyth University, 2007. http://dlx.bookzz.org/userbooks/1/dfbb5244018d59c13c7deaa059d66643/_as/[Falileyev,_Alexander]_Dictionary_of_Continental_C(BookZZ.org).pdf

Karaca, Veli. Belgelerle Yenişar. Isparta: Kardelen Sanat Yayınları, 2006.

Kaya, Mehmet Ali. Anadolu’da Galatlar ve Galatya Tarihi. Konya: Çizgi Kitabevi, 2011.

Kaya, M. Ali. “Roma İmparatorluk Döneminde Beyşehir Gölü Çevresi”. I. Uluslararası Beyşehir ve Yöresi Sempozyumu, Bildiriler Kitabı, 11–13 Mayıs 2006,  Konya, s. 365-370.

Konyalı, İ. Hakkı. Âbideleri ve Kitâbeleriyle Beyşehir Tarihi. Erzurum: A. Ü. Fen-Edebiyat Fakültesi Yayını, 1991.

Lequenne, Fernand. Galatlar. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1991.

Magie, D. Roman Rule in Asia Minor to the End of the Third Century After Christ. Cilt 1, 2. Princeton: Princeton University Press, 1950.

Muşmal, Hüseyin. XIX. Yüzyılın İlk Yarısında Beyşehir ve Çevresinin Sosyal ve Ekonomik Yapısı (1790-1864). Yayımlanmamış Doktora Tezi.  Konya: Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2005.

Özsait, Mehmet. Hellenistik ve Roma Devrinde Pisidya Tarihi. İstanbul: Edebiyat Fakültesi Basımevi, 1985.