Prof. Dr. M. Akif Erdoğru, on beş ve on altıncı yüzyıllarda Beyşehir
sancağında Osmanlılarca kullanılmış Türkçe olmayan ama hangi dilden oldukları
belirlenemeyen aralarında Yenişehir (Yenişar) nahiyesine bağlı Muma’nın da yer aldığı epeyce yer adı bulunduğunu ve
bunlardan bazılarının milattan önceki dönemlere kadar geriye gidebileceklerini
sandığını söylemektedir.1 Nitekim Muma köyünde bulunmuş olan
Ekim 1664 tarihli bir şeriye mahkemesi belgesi (Ek 1-2) bu görüşü
desteklemektedir. Anılan belge şu sözlerle başlamaktadır:
“Husûs-ı âti’l beyan ki mahallinde istimâ’ı iltimâs olunmağın sâb-ı
şer’den [doğrusu savb-ı şer] bu fakîr ve zeyl-i kitabda mestûru’l esâmî olan
müslimîn ile Kaşaklı kazâsına tâbi’ Muma nâm karye kurbunda Aşağı Kenise nâm
karyede vâki’ Musalar Çayırı dimekle ma’rûf mevzi’e varılıb akd u meclis-i şer’
olundukda…” 2
Bunun günümüz Türkçesiyle çevirisi şu şekildedir (Belgenin tam çevirisi ek
3’te verilmiştir):
"Aşağıda açıklanacak konu yerinde inceleme ve dinleme
gerektirdiğinden; mahkeme görevlisi olarak ben fakir ile bu belgenin altına
isimleri yazılan Müslümanlar, Kaşaklı kazasına bağlı Muma köyü yakınlarındaki Aşağı
Kenise köyünde bulunan ve 'Musalar Çayırı' adıyla bilinen mevkiye
gidip mahkeme heyetini orada kurduğumuzda; 3”
Yukarıdaki
satırlardan Muma'nın yakınında Aşağı Kenise denen bir köyün olduğu
anlaşılmaktadır. “Kenise” Arapçada “kilise” anlamına geldiğinden, Aşağı
Kenise ya da Aşağı Kilise’nin, o tarihte değilse de –zira 15. ve 16. yüzyıl
tahrir defterlerinde Muma’da hiçbir gayrimüslim gözükmemektedir- geçmişte bir
Hristiyan köyü olduğu açıktır. Öyle görünüyor ki 12-13. yüzyıllarda yöreye
gelen Türkler orada mevcut olan bu köyün yanı başına yerleşmişler ve uzun süre
yerli halkla yan yana yaşamışlardır. Kendileri de köy ismi olarak Muma’yı
benimsediklerinden, Hristiyanların bulunduğu yerleşim alanını belirtmek üzere,
oraya Aşağı Kenise demişlerdir. Geçmişte Muma'ya Çatal Muma denmesi bu ikili
yerleşme nedeniyle olsa gerektir.
Aşağı Kenise’nin yeri, köy mezarlığının bitişiğinde bulunan ve şimdi tarım
alanı olarak kullanılan Taşlıarım mevkisidir. Orada çift sürerken köylülerin
sabanlarına takılan taşlardan, yüzeye çıkan tuğla ve kiremit parçalarından,
bulunan eski paralardan, kimi köylülerin evlerini yaparken temele koydukları
taşları oradan getirmiş olmalarından ve yaşlıların anlattıklarından bu sonuca
varılmaktadır.
On beş ve on altıncı yüzyıl Osmanlı tahrir defterlerinde sadece Muma’nın
adı geçmekte, Aşağı Kenise adı geçmemektedir. Demek ki Aşağı Kenise bağımsız
bir köy olarak görülmemiş, orada yaşayanlar Muma nüfusuna dâhil edilmiştir.
Sonuç olarak, Muma, Erdoğru’nun da sandığı gibi, tarihi milattan önceki
dönemlere kadar geriye gidebilecek çok eski bir köydür.
Mehmet Demirtaş
Ankara, 28.09.2026 tarihinde yeniden gözden geçirildi.
1 Mehmet Akif Erdoğru, Osmanlı Yönetiminde
Beyşehir Sancağı (1522-1584), İstanbul, 2006, s.205.
2 Merhum Veli Karaca bu belgeyi bulup 2006’da yayımladığı Belgelerle
Yenişar adlı kitabına özet olarak koymuştur (Sayfa 58). Bu kitap
basıldıktan üç yıl sonra, 2009 yılında, oğlu Mümtaz Karaca, babasından kalan
elindeki belgeleri bir öğrencisi vasıtasıyla tanıdığı Osmanlı Arşiv Uzmanı
Mustafa Mert’e gönderip okutmuş ve onları henüz yayımlanmamış olan 1637-2010
Günümüze kadar Yenişar Bademli İlçesi ve Belgeleri- Transkripsiyon ve Özetleri
adını verdiği bir kitapçıkta toplamıştır. Bu alıntı, o
kitapçıkta yer alan ve Ek 2'de verilen Belge-2'nin transkripsiyonundan
yapılmıştır.
3 Ek 1’de verilen özette Aşağı Kenise, “Muma köyü yakınında
bir yer” olarak belirtilmekte ve mahkemenin bu yerde kurulduğu ifade
edilmektedir. Bu yanlıştır. Ek 3’te verilen ve Ek 2’deki transkripsiyon
metninin tam ve sadık bir çevirisi olan metinden anlaşıldığı üzere Aşağı
Kenise, Muma’nın yakınında bir köydür ve mahkeme bu köy sınırları içinde
bulunan Musalar Çayırı adıyla bilinen mevkide kurulmuştur.
EKLER
EK
1: Belge-2 ve Özeti
EK
2: Belge-2’nin Transkripsiyonu
EK 3: Belge 2’nin transkripsiyon metninin günümüz Türkçesiyle
tam çevirisi:
"Aşağıda
açıklanacak konu yerinde inceleme ve dinleme gerektirdiğinden; mahkeme
görevlisi olarak ben fakir ile bu belgenin altına isimleri yazılan Müslümanlar,
Kaşaklı kazasına bağlı Muma köyü yakınlarındaki Aşağı Kenise köyünde
bulunan ve 'Musalar Çayırı' adıyla bilinen mevkiye gidip mahkeme
heyetini orada kurduğumuzda;
Söz
konusu kazaya bağlı Hoyran köyü halkından Süleyman Efendi bin Ahmed, Musa bin
Feyzullah, İbrahim bin Adilhan, Abdurrahman bin Osman ve diğerleri hazır
bulunan mahkemede dava açıp şöyle dediler:
'Bu
mahkemede sınırları gözle görülen Adil Irmağı'ndan Kumboğazı'na, oradan
Kavaklıburun'a, oradan Kızılburun'a, oradan Kafirçayırı'na geçen umum yoldan Işıkhamidi'ye
ve oradan yine adı geçen Adil Irmağı'na kadar sınırlandırılmış ve ayrılmış olan
arazinin ekime elverişli yerleri bizim otlağımız, sazlığımız ve ekim
alanımızdır. Başka kimsenin burayla ilgisi yokken, adı geçen Muma köyü halkı
40–50 yıldan uzun süredir burayı haksız yere ve zorla zapt etmektedirler.
Kendilerine sorulup adı geçen sınırlandırılmış alandan ellerinin çektirilmesini
talep ederiz.'
Soru
sorulduğunda Muma köyü halkı verdikleri cevapta; adı geçen sınırlandırılmış
alana müdahale ettiklerini kabul ettiler fakat bu alanın Hoyran halkının iddia
ettiği gibi onlara ait olduğunu inkâr ettiler.
Bunun
üzerine Muma halkından, adı geçen sınırlandırılmış alanın Hoyran halkının
otlağı, sazlığı ve ekim alanı olduğuna dair iddialarını doğrulayacak delil
göstermeleri istendi. Ancak her iki taraf da delil sunmaktan aciz kalıp
yetersiz olduklarında ve kendilerine yemin teklif edildiğinde; söz konusu
sınırlandırılmış alanın Hoyran halkının otlağı ve ekim alanı olmadığına dair
Muma köyü halkından yemin etmeleri istendi.
Muma
halkı gereği gibi usulüne uygun yemin edince, Hoyran köyü halkı adı geçen
mevkiyi kullanmaktan menedildi ve müdahaleleri kaldırıldı. Durum olduğu gibi
talep üzerine kaydedildi.
Yazılış
Tarihi: 1075 yılı Rebiülevvel ayının
sonları (21–30 Rebiülevvel / M. Ekim 1664)
Şahitler
(Şuhûdü'l-Hâl): Mehmet Efendi bin
El-Hâc Ahmet Efendi — Mustafa Efendi El-Müderris — Mehmet Çelebi ibn-i Ahmet
Çelebi — Abdurrahman Efendi — Abdülbâkî Efendi bin Mustafa — el-Hâc Halil Bey —
Ali Halife bin Mahmut"
Metne
Dair Kısa Notlar:
- Tarih: H. 1075 yılının Rebiülevvel ayının son 10 günü,
Miladi takvimde Ekim 1664 tarihlerine denk gelmektedir.
- Konu: Hoyran köyü ile Muma köyü arasındaki bir arazi davası ve bu dava ile ilgili şer'i mahkeme kararıdır. Benim değerlendirmeme göre dava konusu arazi, bugün Çayır denilen yerle Elmalıklar’ı kapsamaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder