30 Nisan 2015 Perşembe

YENİŞAR MUMA’NIN (GÖLKONAK) GEÇMİŞİNE IŞIK TUTAN ÖNEMLİ BİR BELGE

Prof. Dr. M. Akif Erdoğru, on beş ve on altıncı yüzyıllarda Beyşehir sancağında Osmanlılarca kullanılmış Türkçe olmayan ama hangi dilden oldukları belirlenemeyen aralarında Yenişehir (Yenişar) nahiyesine bağlı Muma’nın da yer aldığı epeyce yer adı bulunduğunu ve bunlardan bazılarının milattan önceki dönemlere kadar geriye gidebileceklerini sandığını söylemektedir.1 Nitekim Muma köyünde bulunmuş olan Ekim 1664 tarihli bir şeriye mahkemesi belgesi (Ek 1-2) bu görüşü desteklemektedir. Anılan belge şu sözlerle başlamaktadır:

“Husûs-ı âti’l beyan ki mahallinde istimâ’ı iltimâs olunmağın sâb-ı şer’den [doğrusu savb-ı şer] bu fakîr ve zeyl-i kitabda mestûru’l esâmî olan müslimîn ile Kaşaklı kazâsına tâbi’ Muma nâm karye kurbunda Aşağı Kenise nâm karyede vâki’ Musalar Çayırı dimekle ma’rûf mevzi’e varılıb akd u meclis-i şer’ olundukda…” 2

Bunun günümüz Türkçesiyle çevirisi şu şekildedir (Belgenin tam çevirisi ek 3’te verilmiştir):

"Aşağıda açıklanacak konu yerinde inceleme ve dinleme gerektirdiğinden; mahkeme görevlisi olarak ben fakir ile bu belgenin altına isimleri yazılan Müslümanlar, Kaşaklı kazasına bağlı Muma köyü yakınlarındaki Aşağı Kenise köyünde bulunan ve 'Musalar Çayırı' adıyla bilinen mevkiye gidip mahkeme heyetini orada kurduğumuzda; 3”

            Yukarıdaki satırlardan Muma'nın yakınında Aşağı Kenise denen bir köyün olduğu anlaşılmaktadır. “Kenise” Arapçada “kilise” anlamına geldiğinden, Aşağı Kenise ya da Aşağı Kilise’nin, o tarihte değilse de –zira 15. ve 16. yüzyıl tahrir defterlerinde Muma’da hiçbir gayrimüslim gözükmemektedir- geçmişte bir Hristiyan köyü olduğu açıktır. Öyle görünüyor ki 12-13. yüzyıllarda yöreye gelen Türkler orada mevcut olan bu köyün yanı başına yerleşmişler ve uzun süre yerli halkla yan yana yaşamışlardır. Kendileri de köy ismi olarak Muma’yı benimsediklerinden, Hristiyanların bulunduğu yerleşim alanını belirtmek üzere, oraya Aşağı Kenise demişlerdir. Geçmişte Muma'ya Çatal Muma denmesi bu ikili yerleşme nedeniyle olsa gerektir.

Aşağı Kenise’nin yeri, köy mezarlığının bitişiğinde bulunan ve şimdi tarım alanı olarak kullanılan Taşlıarım mevkisidir. Orada çift sürerken köylülerin sabanlarına takılan taşlardan, yüzeye çıkan tuğla ve kiremit parçalarından, bulunan eski paralardan, kimi köylülerin evlerini yaparken temele koydukları taşları oradan getirmiş olmalarından ve yaşlıların anlattıklarından bu sonuca varılmaktadır.

On beş ve on altıncı yüzyıl Osmanlı tahrir defterlerinde sadece Muma’nın adı geçmekte, Aşağı Kenise adı geçmemektedir. Demek ki Aşağı Kenise bağımsız bir köy olarak görülmemiş, orada yaşayanlar Muma nüfusuna dâhil edilmiştir.

Sonuç olarak, Muma, Erdoğru’nun da sandığı gibi, tarihi milattan önceki dönemlere kadar geriye gidebilecek çok eski bir köydür.


Mehmet Demirtaş
Ankara, 28.09.2026 tarihinde yeniden gözden geçirildi.

1 Mehmet Akif Erdoğru, Osmanlı Yönetiminde Beyşehir Sancağı (1522-1584), İstanbul, 2006, s.205.

2
Merhum Veli Karaca bu belgeyi bulup 2006’da yayımladığı Belgelerle Yenişar adlı kitabına özet olarak koymuştur (Sayfa 58). Bu kitap basıldıktan üç yıl sonra, 2009 yılında, oğlu Mümtaz Karaca, babasından kalan elindeki belgeleri bir öğrencisi vasıtasıyla tanıdığı Osmanlı Arşiv Uzmanı Mustafa Mert’e gönderip okutmuş ve onları henüz yayımlanmamış olan 1637-2010 Günümüze kadar Yenişar Bademli İlçesi ve Belgeleri- Transkripsiyon ve Özetleri adını verdiği bir kitapçıkta toplamıştır.  Bu alıntı, o kitapçıkta yer alan ve Ek 2'de verilen Belge-2'nin transkripsiyonundan yapılmıştır.

3 Ek 1’de verilen özette Aşağı Kenise, “Muma köyü yakınında bir yer” olarak belirtilmekte ve mahkemenin bu yerde kurulduğu ifade edilmektedir. Bu yanlıştır. Ek 3’te verilen ve Ek 2’deki transkripsiyon metninin tam ve sadık bir çevirisi olan metinden anlaşıldığı üzere Aşağı Kenise, Muma’nın yakınında bir köydür ve mahkeme bu köy sınırları içinde bulunan Musalar Çayırı adıyla bilinen mevkide kurulmuştur.

 

EKLER

EK 1: Belge-2 ve Özeti

 

EK 2: Belge-2’nin Transkripsiyonu

 

EK 3: Belge 2’nin transkripsiyon metninin günümüz Türkçesiyle tam çevirisi:

"Aşağıda açıklanacak konu yerinde inceleme ve dinleme gerektirdiğinden; mahkeme görevlisi olarak ben fakir ile bu belgenin altına isimleri yazılan Müslümanlar, Kaşaklı kazasına bağlı Muma köyü yakınlarındaki Aşağı Kenise köyünde bulunan ve 'Musalar Çayırı' adıyla bilinen mevkiye gidip mahkeme heyetini orada kurduğumuzda;

Söz konusu kazaya bağlı Hoyran köyü halkından Süleyman Efendi bin Ahmed, Musa bin Feyzullah, İbrahim bin Adilhan, Abdurrahman bin Osman ve diğerleri hazır bulunan mahkemede dava açıp şöyle dediler:

'Bu mahkemede sınırları gözle görülen Adil Irmağı'ndan Kumboğazı'na, oradan Kavaklıburun'a, oradan Kızılburun'a, oradan Kafirçayırı'na geçen umum yoldan Işıkhamidi'ye ve oradan yine adı geçen Adil Irmağı'na kadar sınırlandırılmış ve ayrılmış olan arazinin ekime elverişli yerleri bizim otlağımız, sazlığımız ve ekim alanımızdır. Başka kimsenin burayla ilgisi yokken, adı geçen Muma köyü halkı 40–50 yıldan uzun süredir burayı haksız yere ve zorla zapt etmektedirler. Kendilerine sorulup adı geçen sınırlandırılmış alandan ellerinin çektirilmesini talep ederiz.'

Soru sorulduğunda Muma köyü halkı verdikleri cevapta; adı geçen sınırlandırılmış alana müdahale ettiklerini kabul ettiler fakat bu alanın Hoyran halkının iddia ettiği gibi onlara ait olduğunu inkâr ettiler.

Bunun üzerine Muma halkından, adı geçen sınırlandırılmış alanın Hoyran halkının otlağı, sazlığı ve ekim alanı olduğuna dair iddialarını doğrulayacak delil göstermeleri istendi. Ancak her iki taraf da delil sunmaktan aciz kalıp yetersiz olduklarında ve kendilerine yemin teklif edildiğinde; söz konusu sınırlandırılmış alanın Hoyran halkının otlağı ve ekim alanı olmadığına dair Muma köyü halkından yemin etmeleri istendi.

Muma halkı gereği gibi usulüne uygun yemin edince, Hoyran köyü halkı adı geçen mevkiyi kullanmaktan menedildi ve müdahaleleri kaldırıldı. Durum olduğu gibi talep üzerine kaydedildi.

Yazılış Tarihi: 1075 yılı Rebiülevvel ayının sonları (21–30 Rebiülevvel / M. Ekim 1664)

Şahitler (Şuhûdü'l-Hâl): Mehmet Efendi bin El-Hâc Ahmet Efendi — Mustafa Efendi El-Müderris — Mehmet Çelebi ibn-i Ahmet Çelebi — Abdurrahman Efendi — Abdülbâkî Efendi bin Mustafa — el-Hâc Halil Bey — Ali Halife bin Mahmut"

Metne Dair Kısa Notlar:

  • Tarih: H. 1075 yılının Rebiülevvel ayının son 10 günü, Miladi takvimde Ekim 1664 tarihlerine denk gelmektedir.
  • Konu: Hoyran köyü ile Muma köyü arasındaki bir arazi davası ve bu dava ile ilgili şer'i mahkeme kararıdır. Benim değerlendirmeme göre dava konusu arazi, bugün Çayır denilen yerle Elmalıklar’ı kapsamaktadır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder